« Önceki |

10/9/2007

diyet..

seneler senesi yapmaya çalı$ılan alı$kanlık.

ayıptır söylemesi diyet yapmak gerekliliğim daha bebek iken hasıl olmu$ benim. nerdeyse 6 aylık bir boyutta gelmi$im dünyaya ben. "ahhh ma$allah topaç gibi tombi$ tombi$ ne sevimli $ey annesi" diye sevilmi$im hep. ilerleyen zamanlarda bu ma$allah sevimli $ey olmanın "güzel değil ama sempatik" evrimini geçireceğini o zamandan bilseymi$ annem ke$ke de mamaları ağzıma üçer be$er tıkmasaymı$. i$tahım önüne geçilebilen bir $ey olabilseymi$ ke$ke erken te$his ile.

çocukluk yılları da pek farklı değil. saklambaç oynarken sürekli elimde olan yarım ekmeğim, yere dü$mesin diye yukarda tuttuğum beni ele veren bir unsur olmu$. "aha ekmek olveyz ordasın sobe!" "lağğn yine mi?"
beslenme saatleri ilkokulda en zevk aldığım zaman dilimi olmu$.

gençlik ba$ımda duman olunca artık diyete ba$layım dönemi geldi. pazartesi sabahı bir kibrit kutusu kadar peynir ile bir dilim kepek ekmeği sonrası yaptığım mükellef kahvaltı ve bol yağlı soslu öğle yemeklerim gecenin körüne kadar süren bir ritüel oldu. ben bu kadar katı bir diyete rağmen neden hala bir gram bile vermediğimi anlamıyordum tabii.

diyet hayatımın bir parçası her zaman. "$i$ko patates" iltifatını senelerce duyunca insan bir $ekilde diyet yapması gerekliliğini kabullenir oluyor. diyet yapmanın en önemli kuralı bunu gerçekten istemek. yemek yemeyi çok seven bir insan için dünyanın en beter çin i$kencesinden beter bir $ey hele ki çevresinde tatlıları tuzluları kebapları löpür löpür götürüp "yiyiyorum yiyorum kilo almıyorum $eker" insanları varsa bu diyet denen meret.

nasıl yapıldığını, bununla birlikte neler yapılması gerektiğini söyleyecek değilim. iyi bir kahvaltı ara öğün hafif bir öğle yemeği ara öğün hafif bir ak$am yemeği ara öğün, bol bol su, sopr yapmak. bunları gerçekle$tirmek için de çevre $artlarının da etkisi büyük tabii..

15987. kez ba$layıp bırakmak durumunda kaldığım bir $eydir diyet. tv de izlediğim sıfır beden insanlara imrenmiyorum asla ya da insanların "$i$ko" olmandan ötürü seni daha bir sevimli bulmasını veya tam tersi "bana uzak allah'a yakın olsun" mantığıyla yakla$masını, kırgınlıklar ya$atan tepkiler veriyor olmasını yadırgamıyorum. $ekilcilik denen $eye kaptırdığımız için kendimizi biraz da hayatın vazgeçilmezi haline geliyor bu biraz sanırım.

öte yandan bu 36 beden olup da "ya bu aralar çok kilo aldım inanılmaz diyettiğğmmmm" insanları var ya! hah i$te bir gün bunlar bir anda ortadan kaybolursa $a$ırmayın. toplu katliam planlıyorum. o denli ifrit oluyorum.

diyet insanın kendine yakı$anı yemesidir. kendine ne yakı$tığını da her insan idrak edecek kadar izan sahibidir.

10/9/2007

tahtaya kalkmak

ilkokul ile lise arasındaki dilimi kapsayan bir eylem.

bir kere adında meymenet yok bunun tahtaya kalkmak diye bir $ey olamaz ki önce ayağa kalkılır akabinde tahtaya gelinir. bu iki eylemi kayna$tırmı$lar olmu$ sana "tahtaya kalkmak"

ne zaman çalı$madıysan ve kalkmamak için ön sıradaki arkada$ın arkasında kamufle olmaya çalı$san öğretmenin seni seçtiği, tahtaya kalktığında madara olacağın, ne zaman çalı$ıp parmağını hocanın gözüne sokarcasına "beni seç beni seç" duygusunu aksettiren "ben ben ben "diye böğürdüğün anlarda seçilmediğin bir $eydir bu. yani murphy kuralı saat gibi i$ler.

ya$ ilerledikçe daha bir larç yakla$ımlarla, kuul tavırlarla "iyi not verirsen ekime vermezsen kasıma" çok bilmi$liği ile kar$ılanan ilkokul dönemlerinde ise nerdeyse ölüm kalım meselesi olandır. hemen bir diyalog ile mevzuyu noktalıyalım;

-anneeee acıktımmm!
-tamam elini yüzünü yıka üstünü deği$ yersin.
-anne ben bugün tahtaya kalktım.
-bildin mi?
-bildimmm.
-afferim benim kuzuma. haydi elini yüzünü yıka bakayım
-tamam.

10/9/2007

düğün arabasının arkasına asılmak

bu düğün arabasının önünü kesmek eyleminden eli bo$ dönen birkaç zevzeğin gerçekle$tirdiği eylem.

geçenlerde denk geldim bu eylemi gerçekle$tiren ne üdüğü belirsizlere. günlük hayatta her gördüğünü sözlüğe yazan insan modeli olarak da not defterimi çıkardığım gibi not almaya ba$ladım herkesin "napıyor lan bu" bakı$ları arasında.

minibüsün yanında son sürat ko$arak gençler geçti. dikkat ediniz minibüsü geçen diyorum nasıl ko$uyorlar tahayyül edin. sandım ki gasp kapkaç falan var. panik oldum birden niye panik olduğumu ben de bilemedim. minibüs yeti$ti bunlara sonra bir de ne görelim?! düğün arabasını önünü kesmek içinmi$ tüm bu 100 metreyi 9 saniyenin altında ko$ma çabası. hayvan herif bu yeteneği atletizmde değerlendirsen süreyya ayhan ,elvan ebelegeys dı$ında da adımız duyurulur müsabakalarda!

arabaya vantuz gibi yapı$tı bu çekirge sürüsü. arabadan bir zarf uzatıldı birine. normal bir insan evladı alır gider değil mi? hayır bunlar hala arabanın pe$inde! içerden damat bir $eyler anlatmaya çalı$ıyor nafile. trafik ilerliyor bunlar ko$uyor, bunlar ko$uyor düğün arabası kaçıyor. düğün arabası gözden kaybolana kadar içlerinden ikisi inatla pe$lerinde ko$uyor. tam bu amerikan macera filmlerini andıran kovalamaca sahnesi bitti derken kar$ı yönden ba$ka bir düğün arabası geliyor. hoooppp onun pe$ine dü$üyorlar. burda zarf verilmiyor bunlara. verilse de sonuç deği$miyor ya. bir insan evladı ne yapar diye yine soruyorum ben? vazgeçer di mi? hayır!

içlerinden birisi arabanın arka cam ile kaput arasındaki bo$luğa tutunup arabanın arkasına asılıyor! $aka gibi! o durumda arabayla birlikte gözden kayboluyor!

insanlara iyi niyetle yakla$mak isterim her zaman. her zaman yapılan garip olayların altında elbet bir sebep vardır bunu incelemek lazım diye sorgularım. buna da öyle yaptım bulamadım! be hayvan herifler! sizin ya$ınızdaki adamlar evlenip baba oluyor lan! sabahın köründen ak$amın yarısına kadar çalı$ıp kıçından ter akıtıyor. canları çıkıyor dingiller! siz napıyorsunuz? düğün arabasından zarf verilmesi diye arabanın arkasına asılıyorsunuz?

denyo musun? mal mısın? vasfın ne? sıfatın ne? ben sana ne diyim? ben sana bu ülkeyi nasıl emanet edeyim? senden nasıl bir beklentim olsun benim? sen o arabanın kaza yapmasına neden olsan ne olacak? ne için her $ey iki kuru$ para olan bir zarf için! sen o arabadan dü$sen bir $ey olsa neden yok yere o ki$iyi üzeceksin ki en mutlu gününde?

komik misin? macera mı istiyorsun? adrenalin mi lazım yavrucum sana? illa saçmalayacaksan git kendi ba$ına saçmala! ba$kalarını ortak etme. bu ülkenin tinercilerinden, gaspçılarından , kapkaç çetelerinden yeterince çektiğini görüyoruz. büyük$ehire gelmenin bir çözüm sayıldığı, doğu'nun geri plana itilmi$liğinin bunun sebebi olduğunu biliyoruz ama bunun açıklaması ne? izahı ne? mantıklı yanı ne?

bi git çay koy gözüm görmesin seni!

10/9/2007

evden çıkmamak için inat eden sinek

öncelikle sinek ithamını yapılması ile aslında haksızlık edilen ha$erattır. kendisi aslında öküz kadar olup kendini sinek sanmaktadır. odada kapladığı hacim ile ürkütücü ve dahi tiksindirici etkiye sahiptir.

yaz günlerini müjdeleyen karpuz kabuğunun denizi dü$mesi hadisesi akabinde, ev sıcaklığının mevsim normallerinin üzerine çıkması sonucu, ev sıcaklığını mevsim normallerine getirmek adına açılan kapıydı, pencereydi gibi bo$luklardan girmesi gereken serinlik yerine bu zibidi sinek girer eve. yaz günü kapı, pencere sıkı sıkı kapalı oturuyor olmanın $u sıralar sadece stratejik noktalarında klima konu$landırılmı$ evlerde yapılabilecek bir $ey olmasından da ötürü çaresi olmayan bir sorundur.

bu gerizekalı sinek, eve girer girmez öncelikle bir yerini yadırgar. saçmasapan sağa sola uçmaya, panik halde duvardan duvara, ordan tavan yer yer cama çarparak ortamı yoklamaya ba$lar. bu tanı$ma a$amasında üzerinize doğru yaptığı sortilerde el kol çarpması suretiyle bertaraf edilir. bir süre "$imdi sakinle$ir" diye sabırla beklediğini bu sinek tüm odayı tavaf ettikten sonra odanın en ilgi çekici yeri olan avizede mola verir. bıraksan saatlerce orda kalabilecek ölçüde tembel olan bu sinek hayvanı yer yer tekrar uçu$larına devam eder.

i$te bu noktada kendisinin boyutunun öküz kıvamında olmasından da ötürü öldürmeye midenin dayanmayacağı bu durumda evden dı$arıya atılmaya çalı$ılır. ne mümkün!

salak hayvan kapı ve pencere gibi dı$ dünyaya açılan noktalarda ani bir hareketle geri dönerek tekrar odanın içinde vızır vızır kafa $aapar. ya da cama yapı$ıp kalıp "bırakın beni gitmiycim!" dercesine.

bu arsız ve gereksiz inat sahibi sineğin sonucu ya apansız bir $ekilde tepesine inen, terlikti, sineklikti gibi e$yalar altında kalıp ezilmek ya da akıllı olup evden dı$arı çıkmaktır.

hayır zaten anlamıyorum o sıcakta bok mu var da evden çıkmak istemiyorsun? git dı$arda serinle be salak hayvan!

 

10/9/2007

misafir gelecek evde ya$anan gerginlik..

tamamiyle anne’lerin gereğinden fazla mükemmeliyetçi tavrından kaynaklanan gerginliktir.

normal $artlar altında misafir dediğimiz ki$iler iki $ekilde haneye tecavüz yaparlar;

a-habersiz çat kapı $ekilnde gelmek suretiyle
b-birkaç gün öncesinden haber vermek suretiyle

a $ıkkı olaysız geçiyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. bu $ık dahilinde eve akın eden misafirlerin evin hazırlıksız yakalanmı$ olması sonucu ya$anacak gerginlik misafirlerin gitmesi sonrası ya$anacaktır;

-sana kaç kere odanı topla dedim değil mi? her yer her yerde!
-anacım odama girmediler ki?
-ne demek girmediler ki? ya girselerdi rezil olacaktık. $u odanın haline bak! yediniz ömrümü yediniz!
-anne ne var odamda her $ey toplu i$te.
-toplu falan değil dağınıksın i$te! tembelsin! allah’tan girmediler odaya
-anacım tamam toplarız
-gerek yok ben toplarım sen iyice dağıtırsın $imdi
-?!!

ya$anan bu gerginlik haberli gelecek misafirlerde had safhaya, pik noktasına, tavan düzeyine ula$acaktır. anne kısmısı haberin geldiği günden itibaren harıl harıl bir temizliğe giri$ecek ve bu eylemler esnasında da sürekli aynı cümleyi zikredecektir;

“bu ev temizlenmez!”

evin her bayram, her mevsim deği$imi, her haftasonu, her gün yapılan rutin temizliklerine rağmen hala anne’lere pis görünüyor olu$u, algıda seçicilik olarak da dü$ünülebileceği gibi, temizlik hastalığı diye de nitelendirilebilir. size göre “bal dök yala” konumunda pırıl pırıl olan ev, anne’lere asla ve asla öyle görünmez;

-anacım napıyorsun?
-temizlik napıcam?
-var mı yapılacak bir $ey?
-yok bitti sayılır.

yemeyin bu cümleyi yemeyin. bu “yok bitti sayılır” cümlesi “bir ucundan tutmadın ki bitsin ancak tembellik et sen” ihtiva eden bir sitem olup, ilerleyen zamanlarda patlayacak volkana dönü$ecektir, misafir gelmeden bir gün önce;

-anacım bitti mi i$ler?
-nerde bitecek? pislik içinde ev!
-anam bir haftadır temizliyorsun, bitti sayılırdı hani?
-tek ba$ına ancak bu kadar oluyor! yardım edenim yok ki? ancak gezin sizler!

gördünüz mü? i$te koydu lafı. bunun akabinde alttan alıp yardım teklifinizi kabul edene kadar ısrar etmek gereklidir. aksi davranmak çözüm olmayacaktır.

misafirler gelip gittikten sonra nihayete erecek bu gergin ortamdan kurtulmanın en güzel yolu, o süreye kadar anne’leri sevmek, onları bu titizlik hassasiyetleri ile kabullenmek gerekir. gerilmi$ sinirleri iyice germek adına terslenmek hem annelerin iyice atmı$ tepesinin tasını zorlamak, hem de uzun metrajlı küslüklerin habercisi olacaktır.

10/9/2007

duvarlarin eskiyi$ini seyretmek

ne kadar yalnızlık kokar aslında, ne kadar dört duvarla örülü bir hayatın belirtecidir duvarların eskiyi$ine $ahit olmak. hiç dikkat eder miyiz sürekli duvarlarımıza ne halde diye? yalnızlık öyle beter olur ki tek payla$ımcın duvarların olur. her anına $ahit olduğun ama oysa ki bamba$ka gizler saklıdır onda, ayrıntılar, anılar.

yine her sabah ki gibi bir gündü aslında. her rutinin harfiyen yerine getirileceği, her hareketin bir sonrakini takip eden bir refleks olduğu bir gündü. güne$in her zaman ki gibi doğduğu, saatin her zamanki anında çaldığı, giysilerin her zamanki gibi dolaptaki yerlerinde seçilmeyi bekledikleri bir gündü. aynı tela$a ko$mak için startta beklenen bir gündü diğerleri gibi. servis saati ile birlikte start çizgisinde varolan bekleyi$, tabancanın patlamasıyla harekete geçmek gibiydi. yarı$ ba$lamı$tı.

yarı$ın biti$i her zamankinden farklıydı artık. artık rutin olmayacaktı. tüm ezberler bozulmu$tu. sabah aynı saate uyanmak yoktu, giysilerin dolaptaki bekleyi$i daha ba$ka baharlara kalmı$tı artık, güne$ yine aynı yerden doğacaktı ama rutine karı$mayacaktı. yalnızlığı ile ba$ba$a kalmanın farkındalığının alı$ma süresinde duvarda bir çatlak farketti. daha önce orda olduğunu hiç farketmediği. belki de hiç umursamadığı bile. hayatında açılmı$ bir çatlağın duvardaki yansıması idi belki de bu. o çatlaktan akıp giden hayatı oldu bir anda belki, hayatı o çatlakta değer buldu ya da. duvarlarına hiç dikkat etmemi$ti daha önce. birkaç senede bir boyanan cephe idi sadece onun için anlamı.

her $eye $ahit olan duvarlarını incelemeye ba$ladı. duvar tabağının çivisinin izini bıraktığı bir bo$luk hayatından kopup gitmi$ birinin bo$luğu idi aslında, dökülmek üzre olan bir boyanın kabardığını gördü sonra, içindeki fırtınanın dalgaları vücut bulmu$tu orda. duvarlar içinde geçen ömürleri dü$ündü. tek $ahidi duvarlar olan. tek gördüğü duvarlar olan hayatlar.

duvarlarının eskiyi$ine $ahit olmadığını görmek, hayatın rutini içinde kaçan ayrıntılar idi. duvarların eskimesine $ahit olacak kadar yalnızlık ile farketmeyecek kadar yalnızlık arasındaki fark seçilmi$ yalnızlık ile biçilmi$ yalnızlık olması idi sadece. rutinlerin deği$tiği, ezbelerin bozulduğu anlarda kar$ımıza çıkan ayrıntıların hayatın içinde kaçıp gidiyor olması idi belki de yalnızlığın sebebi veya sonucu.

duvarların eskiyi$i anılar oluyor belki de. kendi anılarına $ahit olmamak ise kaybedi$.

10/9/2007

pipet patlatmak

görüldüğü anda "eheh gençler eğleniyor $$ ili$me" tepkisi verdirten eğlencelik.

öncelikle aslında pipete kamı$ denir. kamı$ın toplum içinde yansıttığı anlamların yansımasının yarattığı atmosfer etkisiyle olsa gerek daha sonra bu isimle yer eder olmu$tur halk arasında. zamanla bu da tarz ve görünüm deği$tirerek, deği$erek geli$erek düz bir boru vasfından çıkmı$, yok efendim rengarenk çizgili olanları mı dersiniz, dudak kısmına denk gelen yerde körük koyup dudak ile teması esnasında boynun daha fazla yorulmaması için eklentiler yapılması mı dersiniz, özel kağıt paketler içinde servis edilir olu$u mu dersiniz çe$it çe$it olmu$tur.

arkada$larla gidilen kafeydi, pastaneydi gibi ortamlarda özellikle yaz günleri tercih edilen soğuk bir $eyler içme durumunda ortaya çıkar bu eylem. ilk geldiği anda gayet ciddi görünen insanlar bile bu çılgınlığa bir süre sonra kendini kaptırmı$ olarak görülebilir. belirli bir ya$ seviyesine hitap eden bu eylemin herhangi bir sosyal statü gözetmediği tecrübe ile sabittir.

içeceklerinizi içtiniz bir güzel. muhabbet güzel, ortam güzel, kafam güzel, sen güzelsin güzelsin tadında takılıyorsunuz. bir an muhabbetin durakladığı noktalar olur. i$te o anlarda bir $eylerle uğra$ma ilgiyi oraya odaklama gereği duyar insanlar. bu esnada da hemen göze o çarpar i$te. pipet!


kıvrak bir hareketle ba$ından ve sonundan ba$ ve i$aret parmakları arasında kıstırılarak yanlamasına tutulup kendi ekseni etrafında çevirmek suretiylen içinde gazın iyice ortada birikmesi sağlanır. bu birikimi bo$altmak enerjiyi açığa çıkarmak için de masa da bir ba$ka ki$iye ihtiyaç duyulacaktır;

-patlatsana!
-ya ben beceremiyorum bunu..
-ya bir $ey yok böyle ortasına fiske vuracaksın
-iyi madem

"ppfffsssss"

olmadı ama pes etmek yok ikinci pipet alınır hemen aynı i$lem sonrası;

-hadi patlat
-ya olmuyor i$te
-ya olur alla alla

"paaaaaaaatt"

-heeeeeey patlattım patlattım
-afferim

bir anda kafedeki tüm gözler üzerinize dikiliverir. o an o pipeti patlatmı$ gezegen üzerinde önemli bir i$ ba$armı$ olmanın gururu yerini "öhömss pardon" bakı$ları ile ezikliğe de bırakabilir "ne bakıyorsunuz hiç mi pipet patlaması duymadınız" bakı$ları ile diklenmeye de tercih sizin.

demem o ki, iyi bir sıkı$tırma, kaliteli bir pipet, sağlam fiske vuracak bir ortak, irade, güç, odaklanma, azim, hırs, ba$arı isteği vs vs gerektiren bir eylemdir. öte yandan bu gerçek hayatta hiçbir i$inize yaramayacak saçma sapan bir $eydir. dedik ya eğlencelik..

10/9/2007

pantolonum dieselden clubberim ezelden

"1001 çe$it figürle dans edebilirim nazlı yarim" adlı albümün çıkı$ parçasıdır..diğer $arkılar;

1-kılab kılab diye nicesini dolastim benim sadik yarim dieselimdir..
2-kılab çoktur hangısına akayım?
3-cumartesi kılablarda geçti gidiyor..
4-hoparlörün arasına dans ederken kolum değdi..
5-dj kabini senkron tutmuyor fifti sent çalmayınca..

6-kılablardan kaldıramadım hatunu da zühtü..
7-bara gel kılaba gel vay vay vay..
8-tikky yuva yapmı$ kılab kapısına damını badigard almı$ gördün mü?
9-değmen benim çılgın atan göyneğime..
10-reinanın eteğinde uçan güvercin olsam..(remix)

 

 

sözlerini de yazayım tam olsun;

kılabırım ezelden
göynüm geçmez dizelden
göynümün gözü çiksin
giymeseydim ezelden

çılgın atasan ömer
tikky olasan ömer
kılabsız kalasan ömer
dans edemeyesin ömer

kılap bir yana dü$er
tespih kolye gerdana dü$er
bu nasil gömleğin böğrünü açma
kıllar bir yana dü$er

çılgın atasan ömer
tikky olasan ömer
kılabsız kalasan ömer
dans edemeyesin ömer

10/9/2007

buz pateni jürisi

son zamanlarda medyayı takip eden her türk insanı gibi "jüriden anlamayan nesle a$ina değiliz" cümlesini kurabilirim..hangi kanalı zapplasam bir yarı$ma, hangi yarı$maya baksam birbirinden değerli jüri üyeleri oluyor..tabii bu jüri sistemini biz holuvud filmlerindeki böyle iki sıra dizilmi$ birbirinden vakur bir $ekilde mahkemeyi dinleyip, akabinde bir odaya tıkı$arak;

-bence suçlu!
-bence değil!
-o senin fikrin!
-dallama benim fikrim olacak tabii oylama yapıyoruz burda!

konu$maları yapan, ya da güzellik yarı$malarında podyumun ucunun hemen altında konu$lanmı$ masalarda oturan insanlar olarak bildik..bu yeni jüri sistemi yeni yeni olu$uyor..

ama bu buz patenindeki jüri üyelerinin hastasıyım ben! adam önlerinden geçerken birbirinden $irin görüntüler verip, olabildiğince zor yaptığı hareketi;

-ahaha bak benim için çocuk oyuncağı hoopp zıpladım ahanda indim..hohoyt nasıl kayıyorum..

gibi göstermeye çalı$an sporcuya kar$ı hiç istifini bozmuyorlar arkada$! nasıl bir kuul tavır, nasıl bir dünya yansa umrumda değil tavırları..bir de veridkleri puanların hayranıyım ben..ne zaman ben bir sunumu beğensem bunlar az puan veriyor;

-aha! en az 4 tane 6 tam puan olur!

-fayf tiri, fayf for, fayf fayf, fayf tiri, fayf tiri..

-laaağğnnnn?!!

jürili mürili alengirli i$ler içinde en takdir ettiklerimdir..fikirlerimiz uymasa da yaptıkları i$e hörmetim var en azından..

10/9/2007

a$k iki ki$iliklidir..

a$kın insanın içindeki $izofreniyi açığa çıkarmasından dolayı öne sürülebilecek önerme..nedir bu $izofreni?

duygu ile mantık çatı$ması..

çevresine zararsız çatı$ma türüdür aslında..arada a$k ölür..

a$k öyle bir şey ki, ne kadar reddetsen, ne kadar sayısız kilitle kitlesen, ardına barikat kursan bile gelendir..yani en basit tabiriyle kapıdan kovsan bacadan girendir..

"önyargı atom gibidir parçalaması güçtür"

bunu yenen tek $eydir belki de a$k..önyargıların, tabuların vardır, kim olursa olsun, "padi$ahı gelse tanımam" dediklerin vardır..a$k bacadan girene kadardır i$te bu çokbilmi$lik..

bütün değerlerin bir anda alt üst olur, "bu ben miyim napıyorum lan ben?" dediğin anda ne kadar kaptırdığını az da olsa anlarsın..bu soruyu sorduğun anda çatı$maya girilmi$tir..

ilk fitili ate$lenmi$tir artık çatı$manın..sürekli sorular sorarsın kendine, sürekli kendinle çeli$irsin..$izofreni açığa çıkar..içindeki senle tartı$maya ba$larsın..içindeki sen duygularını silah olarak almı$ kar$ı atağa geçerken, beynindeki sen en ağır silahları ile kar$ı koyar..

çatı$manın en hararetli olduğu anlarda, zayıf dü$ersin..yenilirsin kendi içinde, zafer kazanan gururlu bir komutan olursun..a$kın muhatabını her gördüğünde duyguların zaferi, eve gelip yanlız kaldığında mantığın zaferi vuku bulur..

yorulursun, yorarsın, mahvedersin, düzeltmeye çalı$ırsın, üzülürsün..

tüm bunların olduğu süreçte a$kı öldürürsün..çünkü bu çatı$manın galibi duygularda olsa mantık da olsa muhatabı çoktan kaybetmi$sindir..

a$k i$te bu yüzden iki ki$iliklidir..insanda varolan $izofreniyi tetikler..kendi içindeki ikilikle uğra$ırken, olman gereken ikiliği kaybedersin..